Bilim Eğitim Teknoloji

Bilim Güncellemeleri #9

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Merhaba arkadaşlar bugün sizlere günümüzde açıklanmış olan yeni bilimsel güncellemeleri paylaşmak istiyorum. Bu yazımda Samanyolu ve diğer organizmaları, asteroit tehditi ve kuantum teorisinden bir parça paylaşarak bunun gerçek hayata nasıl etki ettiğini kanıtlayacağım.

Bilim insanları, yaptıkları araştırmaya dayanarak Dünya’nın içerisinde yer aldığı Samanyolu Galaksi’sinde en az bir tane daha gelişmiş medeniyetin olması gerektiğini belirtti. Galaksim ölçekte yapılan araştırmalar yalnızca canlı yaşamının değil, canlı yaşamının evrimleşme sürecini de içeriyor. Canlı bulunan her gezegenin gelişmiş medeniyet olmadığını belirten uzmanlar, bizim gibi veya bizden daha yüksek bir teknolojiye ve düşünme tarzına sahip olan yabancı medeniyetin olma olasılığının çok düşük olduğunu belirtti.
Amerikalı bilim insanları Luis Anchordoqui, Susanna Webber ve Jorge Soriano tarafından yapılan araştırmaların sonucuna göre galaksimizdeki radyo emisyonlarını durdurabilecek, geri iletebilecek teknolojiye sahip olma olasılığını ise Drake Formülü ile çözmeye çalıştılar. Hesaplamalara göre, galaktik bir ölçekte Dünya ile gerekli iletişim araçlarına sahip olan en az bir dünya dışı medeniyet olması gerekiyor.
Son zamanlarda gerek NASA gerekse de diğer uzay araştırma kurumları, dikkatlerini uzak gezegenlere çekmeye başladılar. Bizden çok uzak olan yıldızların arkasında gizlenen gezegenleri bulmak, yıldızları bulmaktan çok daha zor. Bakacak olursak Samanyolu Galaksi’sinde tahminen 400-500 milyar yıldız olduğunu düşünürsek ve bu yıldızların etrafında 1 Katrilyon gezegen bulunabilir. Tabi bu uç bir teori fakat insanın kendini koskoca galakside yalnız zannetmesi bana daha çok bencillik gibi geliyor. Dünya’daki çoğu komplo teorisi belli bir mantıkla oturtulabilir fakat geriye kalan ve açıklanamayan durumlar kesinlikle farklı organizmaların varlığını kanıtlar nitelikte.

Sizlere daha önceden bir asteroidin Dünya’ya çok yakından geçeceğinden bahsetmiştim. NASA’nın bu asteroit hakkında bizlere söylemediği çok şey olduğunu -zaten biliyorum da- hissettirecek bir tedbir aldığını ve planını kurduğunu açıkladı. DART projesi, muhtemelen bir asteroit çarpmasını önceden tespit edip yörüngesini değiştirmeyi hedefliyor. DART’ın şu ana kadarki NASA projelerinden farkı, asteroidi parçalamak yerine asteroidin yörüngesini değiştirmeyi amaçlamasıdır muhtemelen. DART projesi 2024 yılında test aşamasına giriyor. Test açısından Dünya’ya tehdit olmayacak bir asteroite gönderilecek. Biz de 2023’te bor çıkartmayı planlıyoruz daha 10 yıl önceden. Sanki mühendislerimiz ve iş kalitemiz izin verebilecekmiş gibi.

Kuantum teorisini bir çoğumuz okulumuzda görmüşüzdür. Sayısallar genellikle konuya hakim fakat eşit ağırlık ve dilcilerin konuyu kavramaları için buraya tıklamasını rica ediyorum yoksa hiçbir şey anlamayacaklar. Kuantum mekaniği incelemek, zaman ve mekan algılarımızı değiştiriyor ve modern bilimin bazı güçlü fizik kurallarını sorgulatıyor. Zaman akışı hakkında en tuhaf teorilerinden birisi nedenselliğin zamanla aynı yönde ilerlemesi şeklinde açıklanabilir. Retrocausality(tek Türkçe kaynak Wikipedia, okumak için lütfen vpn açın), sonucun kendi kendini oluşturan sebeplerden önce çıktığını savunan ant,-nedensel hipotezdir. Yani bugün ağrıyan karnınızın sorumlusu elbette sizsiniz, ancak nedeni yarın yiyeceğiniz bozuk yemek. Biraz saçma ve karmaşık gelebilir, ama bu konuda Einstein’ın bile kafa yorduğunu söyleyelim. Kanadalılar bir çift fizikçi, kuantum teorisindeki bazı temel varsayımlara daha yakından baktı ve insanların zamanı hep tek yönlü şekilde keşfettiğine yönelik bir fikre sahip oldu. Hepimiz kuantum mekaniğinin garip ve anlaşılmaz-Aah ah- olduğunu biliyoruz. Parçacıklar bir masanın üzerinde oraya buraya saçılan bilardo topları gibi değil; bulunduğunuz odada, içine olasılıklarla dolu sis bulutları şeklinde hareket ediyorlar. Zamanla yapılan araştırmalar, fiziğin genel kuantum kanılarından bazılarını etkiledi ve Bell’in teoremi adı altında ürkütücü bir tez, bunlar arasında en çok göze çarpanıydı. John Stewart Bell, kuantum mekaniğinde yaşanan gerip şeylerin, yakınlarda gerçekleşen eylemlere açıklanamayacağını söyledi. Peki ya başka yerlerde yapılan eylemler. Fakat nedensellik geriye doğru giderse bir parçacık, zamanda geriye doğru gidebilir. Üstelik yapılan çalışmalara göre bu kuantum zaman yolculuğunun ışık hızında gerçekleşmesi de gerekmiyor. Şuna bu düşüncelerin peşinden koşan ve fizik dünyasında neredeyse birer dogma(kural) haline gelmiş teorileri reddeden bir avuç bilim insanı bulunuyor. Yani bu astral seyahat ve Sherlock Holmes gibi zamanda yolculuk gibi bir şeyleri hatırlamak bu konu altında aydınlanmış olacaktır.

Umarım yardımı dokunmuştur. İçinizde biraz merak uyandırabildiysem ne mutlu bana. Kendinize iyi bakın. İyi günler.

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Bir Cevap Yazın